Semerkand’ı Görmeden…
Semerkand’ı hiç gördünüz mü? Okuduğunuz dergiye ad olan o güzeller güzeli şehri. Semerkand’da birbirinin içinde meczolmuş büyük bir tarih ve medeniyet karşılar sizi. Şair Süleyman Nazif’in “Dâüssıla” yani Vatan Hasreti adlı bir şiiri vardır. Söylendiğine göre Şair, Malta’ya sürgün olarak gönderilirken daha gemide, Akdeniz’in dalgalarında bata çıka giderken kaleme almıştır bu şiiri. İlk iki mısraı şöyledir:
Sanat tarihçisi Prof. Nusret Çam gidip gördükten sonra “Şaşırdım, demişti, orası ölümün bile güzelleştiği yer.” Belli ki Şah Zinde kabristanından söz ediyordu. Orta Asya ve Arap mimarisinin müthiş buluşmasından doğan lahuti atmosferin ancak ruhun anlayabileceği sırlı dilinden…
Semerkand’ı sıradan, herhangi bir şehir olmaktan çıkartan özelliği elbette çok kısa değindiğimiz bu zengin tarihi değil. İpek ve Baharat yolunun meraklı hikâyelerle dolu izleri de değil. Semerkand’ın büyüklüğünü, önce ilim ve maneviyat dünyamızdaki derin etkilerinde, sonra da bir açık hava müzesi gibi bugün hâlâ ayakta duran sarsıcı mimarî hatıralarında aramak gerekir.
Anlatılmakla değil, görmekle, görürken de hissetmekle anlaşılabilecek bir şehir galiba, Semerkand…
İlk olarak okurken aklıma Ayna'nın Özbekistan programının bir kısmını izlemiştim o geldi. Mescidleri çok dikkatimi çekmişti. Sonra birde kağıt makasları yapmışlardı özel şekillerle çok hoşlardı gidince kesin almalıyız demiştim :) Ve sanırım o gündü Semerkand'ı listemizi alış günümüz. Orada izlediğim kadarına hayran olmuştum zaten ama okuduklarım hayranlığımı bir kat daha arttırdı.
Rabbim bazı şehirlere sırf orada bir zaman yaşayanlar hürmetine muhteşem güzellikler vermiş bunu inkar edemeyiz Semerkand'da böyle işte.
Geçtiğimiz yıl Tasavvufî Halk Edebiyatı derslerinde Ahmed-i Yesevî hazretlerinden ve Türkistan Erenlerinden tam bir dönem bahsettik. Sanırım derslerde hiç susmadım :))) Semerkand'dan pek bahsetmemiştik malesef ders gereği ama Ahmed Yesevî gibi bir evliya olmasaydı belki bugün müslüman dahi değildik. Türklerin İslamı kabul edip özümseyebilmelerinde Türkistan Erenlerinin, Ahmed Yesevi hazretlerinin ve onun yetiştirdiği öğrencilerinin (Şah-ı Nakşibendi gibi) büyük rolü vardır. (Rabbim her birinden razı olsun.) Böyle alimlerin evliyaların yetiştiği bir şehir nasıl muhteşem sıfatını haketmez değil mi :)
Görmeden bu kadar hissedilmiş bir şehir ki Semerkand, Hüseyin Kadıoğlu'nun anlattığı kadarını oraya gittiğimde yaşarisem sanırım dinlerken bile zor tuttum kendimi dayanılmaz bir şehir olacak benim için Semerkand.
Medine tamda anlatıldığı gibi düz, hurma ağaçlarıyla uzayan yolları ve çok farklı bir havası olan şehir. Şehirlerin anası Mekke'de çetindir her şey. Ama Medine bambaşkadır. Ensar'ın torunları vardır gerçekten orada insanlarıyla havasıyla tam bir Peygamber s.a.v şehridir. Rabbim herkese görmeyi nasip etsin inşaallah.
Ve sevgili illâ, sevgili dost uzattım galiba biraz :) listemiz uzun ama sanırım Semerkand listede ilk sıralarda bunları duyduktan sonra değil mi?






